PROTEİN - Solver Kimya
 KİTAP BİR ARADA...

FİYAT : 165 YTL
  HAMMADDELER
ANSİKLOPEDİSİ
 

Yorumlar


  • OTO BAKIM ÜRÜNLER ANSİKLOPEDİSİ
    CAM SUYU ANTİFRİZİ, Ön ve arka camların yıkanmasında kullanılan bağımsız sudur.Yazın norma şartlarda şebeke suyu veya saf su kullanılırken, kışın şart...

  • DEZENFEKTANLAR ANSİKLOPEDİSİ - 1
    DEZENFEKTAN ÜRETİMİ ile ilgili bir çok formülasyonları ve imalat tekniklerini DEZENFEKTANLAR ANSİKLOPEDİSİ içerisinde bulabilirisiniz .Bu ansiklopedi ...

  • Saç Bakım Formülleri111111
    KURU SAÇLARA ŞAMPUAN FORMÜLÜ,çok önmeli bir üretimdir. burada önemi formülasyon veya üretim metodu değildir.Önemli olan kaliteli ve ekonomik bir şampu...

  • Saç Bakım Formülleri111111
    YAĞLI SAÇLAR İÇİN ŞAMPUAN YAPIMI, SON DERECE KOLAYDIR. ÇOK DETAYLI BİR MAKİNAYA İHTİYAÇ YOKTUR. DÜŞÜK DEVİRLİ BİR KARIŞTIRICI BU İŞ İÇİN YETERLİ OLACA...

  • Saç Bakım Formülleri111111
    ŞAMPUAN ÜRETİMİ, son derece kolay bir yöntemle üretilebilir.Üretim için bir karıştırıcı yeter. bu karıştırıcının devri dakikada 60 - 80 devir olmalı v...

  • OTO BAKIM ÜRÜNLER ANSİKLOPEDİSİ
    FIRÇASIZ OTO YIKAMA KÖPÜK MAKİNASI üç veya dört ayrı aparttan meydana gelen bir sistemdir.bunlar - Hortum - hortum ucunda tabanca - köpük atma apartı ...

  • DETERJAN ANSİKLOPEDİSİ
    OTO BAKIM ÜRÜNLER ANSİKLOPEDİSİ içerisinde yüzlerce OTO TEMİZLİK ÜRÜNLERİ formüllerini bulabilirsiniz.Bu ansiklopedi herkesin çok kolay anlayabileceği...

  • DETERJAN ANSİKLOPEDİSİ
    ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK ÜRÜNLERİ genellikle detejan ve benzeri gruplar için imalatı yapılan ürünlerdir.ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK ÜRÜNLERİ İMALATI ( ÜRETİMİ ) ...

  • DETERJAN ANSİKLOPEDİSİ
    TEMİZLİK FİRMALARI kimlerdir. 1 - TEMİZLİK İŞLERİ yapan firmalar 2 - TEMİZLİK HAMMADDELERİ satan firmalar 3 - TEMİZLİK EKİPMANLARI üreten firmalar 4 -...

  • DETERJAN ANSİKLOPEDİSİ
    TEMİZLİK MADDELERİ üretimi tanımı,genel bir tanım olarak önümüzde durmaktadır.Temizlikte kullanılan hammaddeleri anlayabileceğim iz gibi,temizlik için...
PROTEİN
 Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak ’en önemli’ manasına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtiva eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş halde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır. Proteinler insan vücudunda; büyüme, gelişme, açılan yaraların tamir edilmesi, çeşitli maddelerin sindirim ve sentezi, enfeksiyonlara karşı koyma, sıvı dengesinin sağlanması, zeka gelişmesi, azot dengesinin sağlanması gibi temel hayati unsurlarda mutlaka gereklidir. Ayrıca protein, kan serumundaki katı maddelerin en önemli kısmını oluşturur. Bunlardan fibrinojen, kanın pıhtılaşmasında; albümin ve diğerleri hücre içi ve dışı sıvı-tuz dengesinde görevliyken çok çeşitli bir takım proteinler de kan içinde bazı maddelerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar. Vücudun adalelerinin kasılmasını ve böylece hareketini sağlayan proteinler, organizmanın diğer canlılardan farklılığını da belirlerler. Her organizma ve organın kendine has proteini vardır. Proteinlerin yapısı: Proteinin kimyasal yapısı incelendiğinde % 50 kadarının karbondan; diğer kısmının ise oksijen, azot, hidrojen ve kükürtten meydana geldiği görülür. Proteinler büyük moleküllü bileşiklerdir. Bu büyük molekülü, amino asit denen temel organik bileşikler oluşturur. Amino asitlerin sayısı pekçoktur, ama 21 çeşidi insan proteininin yapısını meydana getirir. Amino asitlerde tipik olarak bir Karboksil grubu(COOH) bir de Amino grubu (NH2) vardır. Bir amino asit yapısı, genel olarak RCH (NH2) COOH formülü ile tanımlanır. R harfi değişken grubu simgeler. Amino asitler birbirlerine NH2 ve COOH grupları arasında kurulan ve adına Peptid bağı denen özel bir bağ ile bağlanırlar. Değişik sayıda ve sırada bir araya gelen amino asitler çok çeşitli proteinler oluşturur. Amino asitler, insan vücudunda sentez edilip edilmemesine göre ikiye ayrılır. Esansiyel (Eksojen) amino asitler: Vücutta yapılamadıklarından dışarıdan hazır alınması gerekir. Bu amino asitler; Triptofan, Treonin, Fenil Alanin, Metionin, Lizin, Lösin, İzolösin ve Valindir. Çocuklarda, Histidin de sentez edilmediğinden bu listeye dahil olur. Esansiyel olmayan amino asitler: Vücutta temel organik maddelerden yapılabilen amino asitlerdir. İnsanoğlu protein ihtiyacını hayvani ve nebati (bitkisel) gıdalardan temin eder. Farklı besin kaynaklarının hem asit miktarı hem de bu proteinin içindeki esansiyel amino asit miktarı farklıdır. Hayvani gıdalar daha fazla proteinliyken meyve ve sebzeler protein bakımından fakirdirler. Baklagillerin protein bakımından zenginliğiyse dikkat çekicidir. Yetişkin bir insanın, günde kilosu başına 1 gram proteine ihtiyacı vardır. Fakat büyüme ve gelişmesi çok hızlı olduğundan, ilk aylarını yaşayan bir çocukta bu miktar 3 grama kadar çıkar. Ateşli hastalık, kansızlık, ameliyat, yaralanma, ishal, tiroid bezinin fazla çalışması, barsak parazitleri, gebelik, emziklilik gibi durumlarda da protein ihtiyacı normalin üzerine çıkar. Vücudun proteinden faydalanma derecesi proteinin yapısı ile ilgilidir. Vücutta rahatça sindirilen, lüzumlu diğer proteinlere çevrilebilen proteinler Kaliteli Protein’dir. Kayıp vermeden kullanılabilen ve dışardan alınması şart olan bütün amino asitleri ihtiva eden proteine Örnek Protein denir. Anne sütü, bebekler için örnek proteini ihtiva eder. Diğer bir örnek protein yumurta sarısıdır. Diğer yiyeceklerde vücutta yapılamayan bütün amino asitler bulunmadığından çeşitli yiyecekler yemekte fayda vardır. Proteinlerden faydalanmak için yiyeceklerin seçimi ve hazırlanması çok önemlidir. Mesela 70 kilo gelen bir kimse, bir günlük protein ihtiyacını 350 gr etten veya 900 gram ekmekten sağlayabilir. Fakat önemli olan vücut için gerekli proteini almanın yanısıra dışardan alınması şart olan amino asitleri de yeteri kadar almaktır. Bu sebeple hayvani ve nebati (bitkisel) kaynaklar arasında bir denge kurulmalıdır. Alınan proteinin % 20’si hayvani proteinlerden, kalanı da nebati kaynaklardan sağlanırsa bu denge tesis edilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar. Amino asitleri birbirine bağlayan peptid bağlarının açılması peptidaz denen mide ve barsak enzimleriyle olur. Midede pepsinojen olarak salgılanan enzim aktif hale gelince pepsin adını alır ve protein zincirlerini bölerek daha kısa zincirler oluşturur. Bu hadise barsaklarda pankreas bezinden salgılanan tripsin ve kimotripsin enzimleriyle devam eder ve proteinlerin sindirimi tamamlanır. Proteinli yiyeceklerin pişirilmesi de, proteinden faydalanmayı etkiler. Bazı vitaminlerin ve yağsız diyetin proteinden faydalanmayı azalttığı söylenmektedir. Yağda kızartmalarda, yanıncaya kadar olan pişirmelerde protein kaybı olur. Mesela 150°C ve yukarılarda kayıp daha fazladır. Bazı yiyecekler bekletilince (süt tozu gibi) zamanla protein değerlerinden kaybederler. Sıcak bir yerde saklanıyorlarsa bu kayıp daha fazladır. Mayalanmış yiyeceklerde amino asitler serbest duruma geçtiğinden proteinden faydalanma artar. Mesela, ekmek hazırlanırken mayalandığı için protein bakımından faydalı hale gelmiştir. Proteinlerden yeterince yararlanmak için enerji verici gıdalardan (karbonhidratlı, yağlı gıdalar) yeteri kadar alınmalıdır. Aksi halde protein vücutta enerji için kullanılır ve asıl vazifelerini göremez. Protein vücutta pek depo edilemez. Bu sebeple alınmadığı takdirde özellikle çocuklarda eksiklik belirtileri ortaya çıkar. Önce vücutta azot dengesi bozulur. Vücut kaybettiği azotu yerine koyamaz. Çünkü vücudun asıl azot kaynağı proteinlerdir. Daha sonra gözle görülür belirtiler başlar. Kişinin zihni yoğunlaşma yeteneği kaybolur. Sabahleyin yeterli protein almadan okula gidenlerin diğerlerine göre daha başarısız oldukları görülmüştür. Protein eksikliği olan kimsede neşesizlik, mizac değişiklikleri, çabuk yorulma gibi belirtiler olur. Kan proteinlerinin miktarı düşer. Daha sonraki dönemlerde ise belirgin kansızlık, hastalıklara eğilim, kan şekeri azalması, kan basıncı düşmesi, göz bozuklukları, diş etleri rahatsızlıkları gibi durumlar görülür. Kronik protein eksikliği vücutta öncelikle karaciğeri etkiler. Karaciğerin büyümesine, yağlanmasına ve bazı siroz benzeri değişikliklerine sebep olur. Protein eksikliğine bağlı bu belirtiler ancak ihtiyacın çok olduğu devirlerde uzun süre protein alınmaması sonucu olur. Her şey gibi proteinin de fazlasının zararlı olduğu tespit edilmiştir. Çok fazla protein alındığında böbrekler fazla miktarda protein yıkılma ürünleri (üre, ürik asit) ile karşı karşıya kalır. Özellikle yaşlılarda zaten böbrek fonksiyonları yavaşlamıştır. Bu durum gut hastalığına, böbrek taşı teşekkülüne zemin hazırlayabilir. Fakat et yiyen yaşlıların, bundan vazgeçince kendilerini daha dinç ve sağlıklı hissettikleri görülmüştür. Bazı yiyeceklerin 100 gramındaki protein miktarı: Yumurta 12,3 gr Dana eti 19 gr Balık eti 19 gr İnek sütü 3,5 gr Beyaz peynir 20 gr Kaşar peyniri 31 gr Çökelek 35 gr Kuru fasulye 22,6 gr Fındık 12,6 gr Mısır 9,5 gr Makarna 11 gr Ekmek 7,8 gr Ispanak 3 gr Taze meyveler 0,2-0,8 gr